Hûd · 11:17
Hûd 17. âyet
أَفَمَنكَانَعَلَىٰبَيِّنَةٍۢمِّنرَّبِّهِۦوَيَتْلُوهُشَاهِدٌۭمِّنْهُوَمِنقَبْلِهِۦكِتَٰبُمُوسَىٰٓإِمَامًۭاوَرَحْمَةًۚأُو۟لَٰٓئِكَيُؤْمِنُونَبِهِۦۚوَمَنيَكْفُرْبِهِۦمِنَٱلْأَحْزَابِفَٱلنَّارُمَوْعِدُهُۥۚفَلَاتَكُفِىمِرْيَةٍۢمِّنْهُۚإِنَّهُٱلْحَقُّمِنرَّبِّكَوَلَٰكِنَّأَكْثَرَٱلنَّاسِلَايُؤْمِنُونَ
Lafız odağı
Rabbinden açık delil üzerinde olan, onu izleyen bir şahit ve öncesindeki Musa kitabıyla desteklenen vahiy tasvir edilir.
Kök ve dil
ب ي ن (açıklık); ت ل و (izlemek/okumak); ش ه د (tanıklık); أ م م (önder/rehber).
Bağlam
Dünya süsü niyetine karşı vahyin çok katmanlı tanıklık zemini gösterilir.
Özgün mana okuması
Hakikat iddiası yalnız iç duyguya dayanmaz; açıklık, tanıklık ve önceki vahiy sürekliliği birlikte konuşur.
Sembolik hipotez
Şahit kavramı vicdanın doğrulaması olarak da yorumlanmıştır; hangi referansın kastedildiği konusunda yorum çeşitliliği bulunduğu belirtilmelidir.
Tefekkür sorusu
İnandığım şeyi hangi açık delil, tutarlı tanıklık ve ahlaki sonuç destekliyor?