Âl-i İmrân · 3:40
Âl-i İmrân 40. âyet
قَالَرَبِّأَنَّىٰيَكُونُلِىغُلَٰمٌۭوَقَدْبَلَغَنِىَٱلْكِبَرُوَٱمْرَأَتِىعَاقِرٌۭۖقَالَكَذَٰلِكَٱللَّهُيَفْعَلُمَايَشَآءُ
Lafız odağı
Zekeriyya’nın yaşlılığı ve eşinin kısırlığı karşısında çocuğun nasıl olacağını sorması; Allah’ın dilediğini yaptığı cevabı.
Kök ve dil
غ ل م (oğlan/çocuk); ب ل غ (ulaşmak); ك ب ر (yaşlılık/büyüklük); ع ق ر (doğurmaya elverişsiz olmak); ف ع ل (yapmak); ش ي أ (dilemek).
Bağlam
Müjdenin ardından inkâr değil ‘nasıl’ sorusu gelir. İnsan sebep sınırını söyler; cevap kudretin o sınırla çevrili olmadığını bildirir.
Özgün mana okuması
‘İmkânsızlık eşiği’nde akıl susturulmaz, sınırını itiraf eder. Soru kapıyı kapatmak için değil verilen haberin biçimini anlamak içindir.
Sembolik hipotez
Sembolik hipotez: Yaşlılık ve kısırlık, üretkenliğini yitirmiş görünen dönemlere ayna olabilir; ayet tıbbi sonucu garanti eden bir uygulamaya çevrilemez.
Tefekkür sorusu
‘Nasıl olabilir?’ sorusunu reddetmek için mi, yeni imkânın yolunu öğrenmek için mi soruyorum?