Nisâ · 4:10

Nisâ 10. âyet

إِنَّٱلَّذِينَيَأْكُلُونَأَمْوَٰلَٱلْيَتَٰمَىٰظُلْمًاإِنَّمَايَأْكُلُونَفِىبُطُونِهِمْنَارًۭاۖوَسَيَصْلَوْنَسَعِيرًۭا

Lafız odağı

Yetimlerin mallarını haksızlıkla tüketenler, gerçekte karınlarına ateş doldurmuş olurlar ve yakıcı bir ateşle yüzleşirler.

Kök ve dil

ظ ل م hakkı yerinden edip karanlıkta bırakmayı; ب ط ن görünenin iç yüzünü/karın bölgesini; س ع ر kökünden سَعِيرًا harlanmış, yakıcı ateşi anlatır.

Bağlam

İkinci âyette ‘büyük günah’ diye sınır konan fiil burada sonuç görüntüsüne kavuşur. Miras ölçülerinden hemen önce, korunmasızın payını yutmanın sıradan ekonomik kazanç sayılamayacağı bildirilir.

Özgün mana okuması

‘İç Yüz Kapısı’nda dışarıdan kazanç görünen lokma, bâtında ateş olarak gösterilir. Belge dilindeki ters-yüz etme burada lafza dayanır: başkasının hayat dayanağını içine alan kişi, kendi iç düzenini yakar.

Sembolik hipotez

Sembolik hipotez: Ateş, haksız kazancın vicdan, ilişki ve toplum bedeninde büyüttüğü yakıcı çözülmenin görünür simgesi olarak okunabilir; âyetin uhrevî uyarısı bu simgeye indirgenemez.

Tefekkür sorusu

Kazanç diye içeri aldığım şeyin bir başkasının korunmasızlığından doğup doğmadığını nasıl sınayabilirim?