Nisâ · 4:2

Nisâ 2. âyet

وَءَاتُوا۟ٱلْيَتَٰمَىٰٓأَمْوَٰلَهُمْۖوَلَاتَتَبَدَّلُوا۟ٱلْخَبِيثَبِٱلطَّيِّبِۖوَلَاتَأْكُلُوٓا۟أَمْوَٰلَهُمْإِلَىٰٓأَمْوَٰلِكُمْۚإِنَّهُۥكَانَحُوبًۭاكَبِيرًۭا

Lafız odağı

Yetimlerin malları kendilerine verilmelidir; onların iyi malını kötüyle değiştirmek ve mallarını kişinin kendi malına katarak tüketmesi ağır bir haksızlıktır.

Kök ve dil

ي ت م (yetm), babasını kaybedip korumaya ihtiyaç duyan çocukluk hâlini; ب د ل (bedel), bir şeyi başka bir şeyin yerine geçirmeyi; أ ك ل (ekl), burada yalnız yemeyi değil haksızca tüketip sahiplenmeyi anlatır. حُوبًا كَبِيرًا büyük ve kuşatıcı bir günah yüküdür.

Bağlam

Ortak rahim bağını hatırlatan ilk âyetin ardından sınama, en savunmasız kişinin malında görünür hâle gelir. Sonraki miras hükümlerine geçmeden önce emanet sahibine iade edilir ve yöneticinin eli sınırlandırılır.

Özgün mana okuması

Bu âyet ‘Emanet Terazisi’ gibi çalışır: koruyucu görünmek, korunana ait olanı sahiplenme izni vermez. Temiz ile bozuğun yer değiştirmesi yalnız mal değişimi değil, güvenin çıkar uğruna ters çevrilmesidir.

Sembolik hipotez

Sembolik bir hipotez olarak yetim malı, sesi zayıf olduğu için kolayca bastırılan her emanetin temsili sayılabilir. Ancak genişletilmiş okuma, âyetin öncelikli ve somut konusu olan gerçek yetim hakkını gölgeleyemez.

Tefekkür sorusu

Bana korunması için bırakılan hangi imkânı fark etmeden kendi hakkım gibi kullanıyorum; onu sahibine nasıl eksiksiz döndürebilirim?