Nisâ · 4:3

Nisâ 3. âyet

وَإِنْخِفْتُمْأَلَّاتُقْسِطُوا۟فِىٱلْيَتَٰمَىٰفَٱنكِحُوا۟مَاطَابَلَكُممِّنَٱلنِّسَآءِمَثْنَىٰوَثُلَٰثَوَرُبَٰعَۖفَإِنْخِفْتُمْأَلَّاتَعْدِلُوا۟فَوَٰحِدَةًأَوْمَامَلَكَتْأَيْمَٰنُكُمْۚذَٰلِكَأَدْنَىٰٓأَلَّاتَعُولُوا۟

Lafız odağı

Yetimler hakkında hakkaniyeti koruyamama korkusu evlilik düzenlemesiyle birlikte ele alınır; birden fazla evlilik imkânı adalet şartına bağlanır, adaletsizlik korkusunda tek eşle yetinme yolu gösterilir.

Kök ve dil

ق س ط kökü burada تُقْسِطُوا kalıbıyla hakkı gözetmeyi; ع د ل (adl), taraflar arasında eğrilmeden denge kurmayı; ع و ل kökü ise تَعُولُوا ifadesinde haktan sapma veya ağır yük altına girme ihtimalini taşır. مَثْنَىٰ وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ sınırsızlık değil sayılmış bir üst sınırdır.

Bağlam

Âyet, önceki yetim malı uyarısından kopuk okunmaz: güç sahibi yetişkinin, koruması altındaki kadın ve yetimlerin hakkını kendi arzusuna göre biçimlendirmesini sınırlar. Ana eksen çoğaltma değil adaleti gerçekleştirme yeterliliğidir.

Özgün mana okuması

Belge yöntemindeki ‘Mizan Kapısı’ bu âyette izin ile sorumluluğu aynı terazide tutar. İmkân genişledikçe kişinin özgürlüğü değil, taşıdığı hesap büyür; ‘bir’ seçeneği adalet korkusuna verilen koruyucu eştir.

Sembolik hipotez

Sembolik bir hipotez olarak âyetteki sayılı çokluk, insanın birden fazla sorumluluğu yönetme iddiasının adalet sınavı şeklinde okunabilir. Bu benzetme aile hukukuna ait lafzî hükmü dönüştürmez veya yeni bir hüküm üretmez.

Tefekkür sorusu

Üstlendiğim ilişkiler ve sorumluluklar arasında gerçekten adalet kurabiliyor muyum; kuramıyorsam çoğaltmak yerine neyi sadeleştirmeliyim?